“`html
Finansal Piyasalarda 2025’in İlk Çeyreği ve Sonrası: Gelişmeler ve Beklentiler
Finansal piyasalarda 2025’in ilk çeyreğinde, yeniden başkan seçilen ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı politikaların ekonomi üzerindeki muhtemel etkileri, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) enflasyonla mücadelede takip ettiği “şahin” politikalarının süresi hakkında belirsizlikler ve makroekonomik verilerin karışık sinyalleri ile dalgalı bir seyir yaşandı.
Dünya genelinde, ABD’nin korumacı ticaret yaklaşımının sebep olduğu belirsizlikler ve enflasyon-resesyon ikilemi, ekonomilerin en önemli gündem maddeleri arasında yer aldı. Trump’ın başlattığı gümrük tarifeleriyle ticaret gerginliklerinin dünya genelinde yayılması ve ekonomik duraklama riski, yatırımcıların güvenli liman olarak görülen varlıklara, özellikle altın gibi emtialara olan talebini artırdı.
Yılın ilk çeyreğinde, merkez bankaları enflasyonla mücadeleye devam ederken, Fed’in sıkı para politikası duruşu sürmeye devam etti. Bu süreçte altın ons fiyatı, geçmiş dönemlerdeki en yüksek seviyelerine ulaştı ve 31 Mart’ta 3.128 dolara çıkarak rekor kırdı.
Avro Bölgesi’nde, ekonomik aktivitedeki yavaşlama belirtileri görüldü. Avrupa Merkez Bankası (ECB), düşük faiz politikasını sürdürerek, faiz oranlarını 50 baz puan indirerek mevduat faizini %2,50, refinansman faizi %2,65 ve marjinal borçlanma faizini %2,90 seviyesine çekti.
İsviçre Merkez Bankası (SNB) da, ekonomiyi desteklemek amacıyla politika faizini 25 baz puan düşürerek %0,25’e indirdi.
Asya bölgesinde, ABD ile Çin arasındaki ticaret gerginlikleri hâlâ tartışma konusu oldu. ABD’nin yüksek gümrük tarifeleri, küresel ticaret üzerindeki etkilerini artırırken, Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz kararları dikkat çekti. BoJ, ocak ayında faizleri %0,50’ye yükseltmişti fakat mart ayında değişiklik yapmadı.
Emtia fiyatları, 2024 sonuna doğru dalgalı bir seyir izlerken, jeopolitik riskler ve diğer piyasa faktörleri petrol fiyatlarında dalgalanmalara yol açtı. Brent petrolün varil fiyatı, yılın başındaki 74,7 dolardan ilk çeyrekte 68,6 dolara düşerek Aralık 2021’den bu yana en düşük seviyeyi gördü.
Finansal Gelişmeler ve Türkiye’nin Ekonomik Durumu
Yurt içinde finansal piyasalar karmaşık bir seyir izlerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) para politikası kararları, Kur Korumalı Mevduat (KKM) çıkışı ve enflasyon görünümü yakından takip edildi. TCMB, 2025’in ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 250 baz puan düşürerek %45’e indirdi. Mart ayında ise yine faizleri 250 baz puan azaltarak %42,5 seviyesine düşürdü.
Bu dönem, Türkiye’nin yurt dışı borçlanma ihalelerine olan ilginin artmasını sağladı ve borçlanma faizleri düştü. Türkiye’nin uluslararası kredi risk premiumu (CDS) 245,1 baz puana gerileyerek piyasalarda güven oluşturdu.
Kur Korumalı Mevduat ve Katılma Hesapları (KKM) ise 779 milyar liraya gerilemiş durumda. Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yılın ilk çeyreğinde 8.872,75 – 10.902,61 puan arasında dalgalı bir seyir izledi ve 2025’in ilk çeyreğini %1,74’lük bir düşüşle 9.659,74 puandan tamamladı.
İkinci çeyrekte ABD’nin yeni gümrük vergileri, tarife gerginliklerini tetikleyerek küresel piyasalarda risk algısını artırdı. Ekonomik göstergelerde belirsizlikler ve enflasyonist baskılar nedeniyle Fed’in para politikası duruşu dikkatle izlenecektir. ABD, 2 Nisan’da belirli gümrük tarifelerini duyururken, bu adım dünya ticaretini tehdit eden bir unsur olarak algılandı.
Yılın ikinci çeyreğinde, Fed’in politikalarının enflasyon üzerinde baskı yaratacağı düşünülürken, Avrupa Merkez Bankası (ECB) gevşeme adımlarını sürdürmeyi tercih etti. Aynı dönemde Asya, özellikle Çin, ABD’nin ticaret adımlarının olumsuz etkilerini daha fazla hissediyor.
Emtia ve Para Piyasaları Üzerindeki Etkiler
Brent petrol fiyatları, 2025’in ikinci çeyreğinde 58,2 dolara kadar düştü. Bu dönemde altının ons fiyatı sürekli bir yükseliş gösterdi. Ayrıca, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizleri de yılın başındaki %4,25 seviyesini korumaya devam etti.
Yurt içinde dezenflasyon sürecinin desteklendiği görülürken, TCMB yılın üçüncü çeyreğinde faiz indirimlerine gitti. Borsa İstanbul, bu dönemde artış göstererek 9.949,51 puana kadar yükseldi.
Son çeyrekte ise ABD’de hükümetin kapanması, yüksek teknoloji şirketlerine yönelik değerleme kaygıları ve jeopolitik riskler piyasalarda dalgalı bir seyir yaratmaya devam etti. Ayrıca, Fed’in faiz indirimleri, altın ve gümüş fiyatlarını etkileyerek rekor seviyelere çıkardı.
Sonuç olarak,
Küresel piyasalardaki gelişmeler, yatırımcıların karar alma süreçlerini etkilerken, Türkiye gibi ülkeler de bu dalgalanmalardan etkileniyor. Ülkenin ekonomik verileri, olumsuz çevresel faktörlere karşın güçlü bir seyir izlemeye devam ediyor.
“`