Mardin’in Taş İşleme Geleneği Geleceğe Taşınıyor

Mardin Olgunlaşma Enstitüsü, taş işleme sanatını yaşatmak için önemli bir projeye imza atıyor. Mardin Kalesi’nin eteklerinde bulunan ve 700 yıllık geçmişe sahip Muzafferiye Medresesi’nin kalıntıları üzerinde yer alan enstitü, Anadolu’nun en eski sanat dallarından biri olan taş işçiliğini geleceğe taşıma misyonunu üstleniyor.

Enstitü Müdürü Tuğba Mungan, Mardin ve Şırnak’ın kültürel zenginliklerini araştırarak, bu değerleri tasarım ve üretimle birleştirdiklerini belirtiyor. Mungan, özellikle unutulmaya yüz tutan el sanatlarına yönelik gerçekleştirilen çalışmalarla, Mardin taşının işlenerek geleceğe taşınmasına katkı sağladıklarını ifade ediyor. “Mardin taşı, yalnızca bir malzeme değil, aynı zamanda bu kentin kültürel hafızasıdır. Üzerindeki her motif, geçmişten bir hikaye anlatıyor ve geçmişle gelecek arasında bir köprü oluşturuyor,” diyor.

“Latifiye Camisi Motifleri Taşın Hafızasında Sanat Yolculuğu Projesi” çerçevesinde, taşlardaki motifler incelenerek, bunlar tescilli Mardin taşına işleniyor. Daha önce yalnızca bir usta ile faaliyet gösteren atölye, ustaların sayısını artırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Mungan, şu anda biri kadın, toplamda iki ustanın bulunduğunu ve üçüncü bir kadın ustayı eğittiklerini belirtiyor. “Mardin’de taş işleme sanatı, tüm binalarda yer alıyor ve tarihi 7 bin yıla dayanıyor. Kadınların bu alandaki katkıları son derece değerli,” diye ekliyor.

Atölyede görevli taş işlemecisi Hadra Tırpan, Mardin Artuklu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu olarak, enstitüde çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini belirtiyor. Taş işlemeciliği konusunda eğitim aldıktan sonra yaklaşık iki yıldır bu sanatı icra eden Tırpan, “Taş motifleri dantel gibi işleniyor. Mardin nahit taşı ilk başta yumuşak, sonrasında sertleşiyor. Bu süreci iyi yönetmek için ustalık gerekiyor,” diyor.

Mardin’in motif açısından zenginliğini vurgulayan Tırpan, “Çocukken gördüğüm bu motifleri geleceğe taşımak en büyük hayalim. Kadın ustalar yetiştirmek ve bu geleneği sürdürmek istiyorum,” şeklinde konuşuyor. Tarihi binaların restorasyon süreçlerinde el işçiliğinin önemine dikkat çeken Tırpan, bu alanda gelen yoğun taleplerin kendilerini motive ettiğini belirtiyor.